top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıOzge McAree

Doğru ya da Yanlış Kültür Yoktur


“Peki orda nasıl?” sorusuyla başlamıştık iş yemeği sohbetimize.

Şu an Sydney Avustralya’dayım ama bundan 5-6 sene önce Türkiye’de Otomotiv Satış Sonrası Hizmetleri sektöründeydik ve potensiyel müşterilerimizle bir toplantı yapıyorduk.

Gerçekten şu an “5-6 sene önce” yazdıktan sonra bir durakladım.

O kadar olmuş mu dedim kendi kendime.

Zaman nasıl geçiyorsa artık …

“Orda” nasıl olduğu, Türklerin en çok merak ettiği şeylerden biridir. Biz Türkler zaten meraklıyızdır. Biz başkalarının hayatlarına da çok meraklıyızdır.

“Orda” Türkiye olmayan her ülke için geçerlidir. “Nasıl” sorusu da o anki konuya göre cevaplanır. O anki konumuz yurt dışında iş yapmakla Türkiye’de iş yapmanın arasındaki farklardı.

Biz de, yani hem iş ortağm hem mentorum Steve McAree ile birlikte, otomotiv sektöründe yurt içinde ve yurt dışında edindiğimiz deneyimlerimize dayanarak anlatmıştık.

“Orda” yani yurt dışında nasıl olduğuna başlamadan önce Steve, bir İskoç iş insanın gözünden, Türkiye’de nasıl olduğunu anlatarak başlamıştı söze.

“Genel olarak, Turkiye’de iş insanları yeni fikirlere açıklar. Yabancı konuklara, yatırımcılara, iş insanlarına daima saygılı ve çok misafirperver davranıyorlar. Hayatımda hiç bir toplantıda bu kadar yemek yediğimi hatırlamıyorum ama şikayetçi de değilim. Hele bir de çay varsa.” demişti.

Gülmüştük.

“Gülmek iki kişi arasındaki en kısa mesafedir” diye bir söz vardır. Bir bardak çay kadar önemli olmasada.


Çay demişken …

Her ülkenin kendine has bir iş kültürü vardır ve bu ülkelerde yetişen insanlara göre bu kültür doğrudur. En önemlisi doğru ya da yanlış kültür yoktur.

Kültür öğrenilmiş insan davranış modellerinin tümü yani bir toplumun hayat biçimidir. Bilgi, inanış, sanat, yasa ve kanunlar, ahlaki değerler, gelenek ve görenekler ve bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun davranış ve diğer yeteneklerinin tamamını içeren karmaşık bir yapı olarak tanımlar İngiliz Antropolog Edward B. Tylor kültürü.

Yabancı bir ülkede iş yapabilmenin en başta gelen ve bir o kadar da güç tarafı kültürel algılama; değerlerdeki ve toplumsal farklılıkları kavrama zorluğudur. Örneğin bir ülkede iyi sonuçlar veren bir sistem ya da bir yönetim, farklı bir ülkede başarısızlıkla sonuçlanabilir.

Gelelim farklara …

Türkiye’de iş kültüründe iş ilişkilerinin yürütülmesi kişisel ilişkilerin kurulmasına ve geliştirilmesine bağlıdır.

Önce tanışıklık ve birbirine ısınma gibi yerel değerler halen ön planda yer almaktadır. Birleşik Krallık ve Avustralya iş kültüründe ise iş yaşamı ve özel yaşam birbirinden kalın çizgilerle ayrılmış durumdadır ve iş ilişkileri genellikle karşılıklı iş çıkarlarının gözetilmesine dayanmaktadır. Bu konuda İngilizler, İskoçlar ve Avustralyalılar titiz davranmaktadır.

Otomotiv sektörü ile ilgili izlediğim bir TV programında bir söyleşi esnasında yabancılar ülkemize “know howlar” getiriyor ve bu çok önemli denmişti. Bu ne kadar doğru olsada Türk iş kültüründe “know who’lar” ın da büyük önem taşıdığı bir gerçek.

It's Not What You Know, But Who You Know- yani “Ne bildiğin değil kimi tanıdığın/bildiğin" …

Türkiye bireyselliğin zayıf, biz kültürünün hâkim olduğu bir ülke olduğu için Türklerin tanıdık arama hissiyatı, iş yapıp yapmama kararında bir tanıdığının referansı son derece önemlidir. Bununla birlikte karşılıklı güveni tesis etmek zaman alabilir. Ancak güven bağı kurulduğunda ise kolay sarsılmıyor.

Birleşik Krallık ’ta ve Avustralya’da ise insanların daha bireysel olmaları beklenir.

Türkiye’de insanlar bir gruba ait olmayı sever.

Bağ kurmak isterler.

Bu nedenle “Nerelisiniz?” “Kimlerdensiniz”? gibi sorular önemlidir ve bunların hemen ardından gelen “Türkiye’de kimlerle çalışıyorsunuz?” sorusunun cevabı, büyük önem taşır. Her ne kadar yeni fikirlere açık olsalar bile, “Burası Türkiye’dir” ve “Biz hep böyle yapmışızdır”.

Belirsizliği, risk almayı sevmediği için, girişimcilik ruhu biraz yabancı gelir Türklere.

İnsan içinde yaşadığı kültürü algılaması güç olabilir farkına varmadan benimsediği davranışları. Çok kültürlü bir dünyada yaşıyoruz, bu dünyada artık sadece kendi kültürümüz içinde yaşamak zor.

Doğru ya da yanlış kültür yoktur ama her ülkenin farklı dinamiklerinin olduğunu çok iyi biliyorum. Hangi işi yapıyorsak yapalım hayatımızı farklı kültürlerden gelen farklı değerlere sahip insanlarla paylaşıyoruz. Bize düşen bu farklılıkları anlamak ve saygılı olmaktır.

Benim bildiğim ve önem verdiğim, her ülkede geçerli olan bir kültür de şudur.

Bir işi harekete geçiren insanların refahını gözetmek, bir şirketin kârlılığı için yapabileceği en akıllıca şeylerden biri olması. İnsanlar güvendikleri şirketlerle çalışır ve müşteriler de güvendikleri şirketlerle iş yapar.

Güven bir duygudur.

İşlerin hızla değiştiği kaotik bir ortamın içindeyiz ama baktığımızda, çok sayıda kıta, yüzlerce ülke, milyarlarca insan aynı sonucu istiyor.

Hepimiz sağlıklı, güvenli ve başarılı olmak istiyoruz. Hepimiz işimizin büyümesini, ve gelişmesini istiyoruz.

Sağlıklı, güvenli ve başarılı günler dileğiyle …










Ozge McAree




Opmerkingen


The Power Of Scent Anchor
Anchor 1
bottom of page